2024 İçin Bulut Tahminleri
Bulut bilişim alanında tahminler, mevcut yapıların devamını ön görebilme yeteneğidir aslında. Evet, herkesin dilinden düşmeyen GenAI (Üretken Yapay Zeka) yanı sıra, kalifiye personel sıkıntısı ve iş dünyası ile BT arasındaki ortaklık en tepedeki başlıklarımız olarak öne çıkıyor.

Üretken yapay zekanın optimize edilmiş bulut platformlarına ihtiyacı olacak
Birincisi, şu anda bulut kaynaklarının kullanımı konusunda tamamen tutarsız bir durumdayız. Firmaların BT ekiplerinin yaklaşımları, yeniden düzenleme veya diğer optimizasyon prosedürlerine gerek kalmadan uygulamaları ve verileri genel bulut yapılarına aktarmış durumdalar. Bu “kervan yolda düzülür” yaklaşımı, sürdürülemeyecek devasa bulut faturalarıyla sonuçlandı (Özellikle Azure, AWS gibi yerlerden hizmet alan firmalar için). Firmaların bunu düzeltmek için 2024 yılında adım atması gerekiyor.
İkincisi, firmalarda üretken yapay zeka, bulut alanında en çok ilgiyi çeken başlık olarak karşımıza çıkıyor. Bulut ile ilgili büyük oyuncuların herhangi bir sunum yada bir lansmanında artık daha çok yapay zeka sunumuna dönüşüyor; çünkü bulut sağlayıcıları, yeni üretken yapay zeka sistemlerini desteklemek için bulut hizmetlerinde büyük bir beklenmedik gelişme görüyor. Üretken yapay zeka sistemleri, diğer sistemlerle karşılaştırıldığında çok büyük miktarda kaynağa ihtiyaç duyacağının gayet bilincindieler.
Burada ise en büyük sorun şu ki, bundan önce kaynak tüketimi öngörüsü yapılmadan yapılan bulut geçişlerinin aynısını yapabilir, üretken yapay zeka sistemlerini son derece yetersiz optimize edilmiş ve çok yüksek maliyetli üretime sokabiliriz. Mevcut uygulamaları bulutta çalıştırmamız gerekiyorsa ve iş gücü çarpanı olarak üretken yapay zekadan yararlanmak istiyorsak, optimizasyon ve planlamanın 2024 yapılacaklar listesinde olması gerekiyor. Bu aynı zamanda, donanım fiyatlarındaki son indirimlerle değerlerinin cazip hale geldiği göz önüne alındığında, şirket içi sistemleri tekrar alternatif olarak önümüze koymak anlamına gelecektir.
Şirketler sürdürülebilir kalifiye personel sürecine sahip olmak zorunda
Kuruluşlar, bulut tabanlı sistemleri hızlı bir şekilde oluşturup dağıtacak kalifiye personel bulamadıkları için yoğun ve yıpratıcı bir süreç ile karşı karşıya kalmakta. Bu, yapay zeka ve veri bilimcileri gerektiren üretken yapay zeka sistemlerine geçişle daha da artıyor; kalifiye personel bulmadaki arz sıkıntısı hızlı ve süper inovasyon fırtınasını bir esinti haline getiriyor.
İşletmeler birkaç şey yapabilir. Birçoğu, üniversitelerin yeterince yetenekli insan sağlamadığından şikayet edecek. Ya da mevcut çalışanlara ücretli eğitim sağlamak gibi eğitim ve yaratıcı işe alım çabalarına odaklanarak taleplerini karşılamak için arzlarını yaratıp, aynı zamanda genellikle göz ardı edilen demografik gruplar için işe alım gibi yenilikçi şeyler yaparak bu problemi kendi içlerinde çözebilirler. Örnekler arasında lise çağından başlayarak iş süreçlerin başlaması, kariyer değişikliği arayanların ve bu konuda hevesli olanların (maaş gözetmeyenler tabi) eğitilmesi ile başlanabilir.
Mevcutta yetişmiş personele ise ek gelir kaynakları mutlaka sağlanması gerekecektir. Mevcut süreçlerde genelde mühendis ekipleri standart bir maaş altında çalışmaktadırlar. Bu yapı değiştirilerek maaş artı prim usulüne geçilmesi önemli bir teşvik unsuru doğuracaktır.
Kalifiye personel sorununu çözen şirketler, pazar alanlarını altüst etmelerine olanak tanıyan en yenilikçi teknolojiye sahip olacak. Bunların çoğu 2024’te perde arkasında gerçekleşecek, ancak günün sonunda bu, rekabet açısından farklılaştırıcı bir faktör olarak ortaya çıkacaktır.
İş dünyası bulut inovasyonunu destekleyecek
Bazı kişiler yok olmaz, henüz o kafada yöneticiler ve şirket sahipleri yok diyebilir. Ama okumaya devam edin lütfen. Firmaların bilgi işlemi yönlendirmesi gerektiğini anlıyorum, ancak BT geleneksel olarak iş gereksinimlerini BT sistemlerini oluşturmak ve yaygınlaştırmak için bir yol olarak kullanan itici güç olduğunu kabul etmeliyiz.
BT’nin firmanın yapılan ana iş koluna hizmet ettiği mottosu doğrudur. Ancak çoğu durumda BT aslında kendi isteklerini yapar. Bazen şirketin istekleriyle bu örtüşür; bazen o kadar da örtüşmez. Bu durum 2024 yılında birçok işletme için değişebilir.
BT daha kritik hale geldikçe ve çoğu durumda işin kendisi haline geldikçe, oluşturulan ve yaygınlaştırılanda da dahil olmak üzere BT’nin kontrolü daha çok şirketin kendisine düşecek. CEO, CFO ve yönetim kurulu, günlük işleri yönetmek de dahil olmak üzere BT’nin işe nasıl hizmet ettiğini kontrol etme konusunda daha aktif bir rol üstlenecek.
CIO’lar ve CTO’lar, bulut geliştirme, inovasyonlar ve operasyonlar da dahil olmak üzere işlerle daha sıkı bir şekilde bağlantılı olacak. Neyin inşa edileceği ve devreye alınacağı ve bu sistemleri geliştirip devreye alacak teknoloji konusunda kararları her zaman CIO ve diğer BT yöneticileri vermeyebilir. İş liderleri bu kararların çoğunu etkileyip kontrol ederek daha aktif bir şekilde dahil olacak.
Eminim çoğunuz bunu duyduğunuza sevinmemiştir. Sonuçta BT’de neyin işe yarayıp neyin yaramadığını bilen uzmanlar var; teknik aramalar yapan teknik olmayan tipleriniz varsa, işte o zaman işler ters gider.
Bu hatalı yaklaşımın yapılacağını pek düşünmüyorum. BT uzmanları bulut bilişim mimarisini, geliştirmesini ve yaygınlaştırmasını uygulamaya devam edecek. Değişecek olan şey, BT’nin iş için yeni önemi göz önüne alındığında şirketin daha fazla dahil olacağıdır. BT artık birçok kuruluş için olduğu gibi sadece bir masraf kapısı gözüyle bakılmayacak.
Sanırım bu seneki tahminlerimin pek teknoloji odaklı olmadığını fark etmişsinizdir. Bulutta yerel mimarinin nasıl büyümeye devam edeceğinden veya büyük dil modellerinin inşasının nasıl gelişeceğinden bahsetmedim . Bunların hepsi takip etmeye değer ilginç konular. Ancak burada isimlendirdiğimiz makro problemler çok daha karmaşık ve daha fazla katma değer sağlıyor.
Teknoloji her zaman firmaların birinci önceliği olacaktır. Bunu bir tahmin olarak da düşünebilirsiniz…
Barış YILMAZ